Ersin Peya, Dondurmacciʹyi Anlattı...

Ersin Peya, Dondurmacciʹyi Anlattı...

  • Ersin Peya, Dondurmacciʹyi Anlattı...

     

    Dondurmacci'nin kurucularından Ersin Peya, sizler için Dondurmacci'yi tüm samimiyetiyle anlattı.

     

    Dondurma çocukluğumdan beri her zaman bir tat, bir tutku olarak hayatımızdaydı. Ancak 2000’li yıllarda hobi olarak evde başladı, önceleri basit tariflerle evde yaptığım dondurmalar beğenilmeye başlayınca giderek araştırmaya ve daha detaylı öğrenmeye yöneldim, dondurma kimyası ve üretimi üzerine ciddi bir literatür taraması yaptım, ve Amerika’dan ilk dondurma makinamı getirttim. Sonrasında İtalya’ya bir kursa gittim. Bütün bunlar bir hobi olarak gelişmekteydi. Bu arada bir iki dostumuz kendi restoranlarında benim evde yaptığım dondurmaları servis etmeye başladılar ve bunun bize verdiği cesaretle 2010 yılında imalathanemizi ve ilk şubemizi açtık. Bu arada kuruluşumuzda çok emeği geçen ancak 1 ay önce kaybettiğimiz Sevgili Tuğrul Akas’ı anmadan geçemeyeceğim. Ayrıca bütün kaprislerime ve ısrarlarıma boyun eğen ve benimle beraber bu yola atılan 30 yıllık abim, ortağım Kaya Özgül ve önceleri beni evimizin mutfağından kovan ama şimdi üretimimizi büyük bir başarı ile yöneten sevgili eşim Elif, kuruluşumuzda en önemli katkıları olan kişilerdir.    

    Adımız çocukluğumda sokağımızdan geçen, her gün peşinden koştuğum dondurma satıcısının bağırışıdır “dondurmacciiiii”, aslında arayışımız da o eski, saf ve doğal lezzetlerin bugün de hayata geçirmeye çalışmaktır.       

    2010 yılında ilk şubemizi Caddebostan Beyaz Akasya sokakta açtık, ikinci şubemiz Etiler Alkent Çarşı içinde 2013 Aralık ayında hizmete girdi. Üçüncü şubemiz ise 23 Ağustos 2014’te Göktürk’te Arcadium Life 2 çarşıda açtık. 

    Üretimimizin her aşamasında % 100’e yakın girdilerimizi kendimiz hazırlıyoruz, bizim özelliğimiz hazır ara-madde kullanmamamız, hammaddeleri alıp kendi karışımlarımızı kendimiz işleme/üretime hazır hale getirmemiz. Girdilerimizde  gıda boyası, gıda aroması kullanmayız, glikoz şurubu mutfağımıza girmez, çiğ süt, salep kullanırız, mevsimlik ürün, taze meyve ile üretim yaparız o nedenle de kışın çilek, vişne olmaz tezgahlarımızda, nar ve kan portakalı da yazın bulunmaz.  

    Aslında işin sırrı iyi ve kaliteli ürün, girdi kullanmak. Sütümüzü çiğ süt olarak Aysun the Sütçü’den alıyoruz, kendisi hayatını çiftliğine ve kızlarım diye sevdiği ineklerine adamış bir gönüllü iş kadını. Ayrıca genellikle yerel ve mevsimsel ürünler kullanmaya çalışıyoruz, Antalya’dan bergamot, portakal, Bodrum’dan mandalina -ıtır, Isparta’dan gül, Sakız Adasından sakız, Datça’dan badem, Antep ‘den fıstık vs. % 99 aromalarımızı kendimiz hazırlarız. 24 saat süren süreçlerimiz vardır. Tüm girdilerimizin doğal olmasına özen gösteriyoruz. Dediğim gibi gıda aroması, renklendirici, glikoz şekeri kullanmayız, sadece % 100 pancar şekeri kullanıyoruz. Sorbelerimizi ise taze meyvelerden üretiyoruz. İçlerinde % 50 oranında meyve bulunur, kalanı da su ve şekerdir zaten. Bir de ayrıca şekersiz çeşitlerimiz için “Stevia” otundan elde edilmiştir. 

    150’ye yakın ürün geliştirdik, ama bunların hepsi aynı anda serviste bulunmuyor elbette, mevsimine ve talebe göre üretim yapıyoruz. Bize özgü çeşidimiz çok var, aroması güzel olan her şeyi deneyebiliriz, mesela bu bahar akasyalı dondurma yaptık, akasya ağacının çiçeğinden. Balzamik sirkeli, Antakya acı biberli, keçi peynirli, patlamış mısırlı, marshmellowlu çeşitlerimiz var, en çok tutulan da “lavanta” oldu, önceleri garip geldi müşterilerimize ama şu anda neredeyse bizim sembolümüz haline geldi. Bir de tahinli ve bal kabaklı kışın çok güzel oluyor. Ayrıca oreolu, ıtırlı, güllü, Limonlu güllü…  Sevgililer günü için frambuazlı–güllü yaptık, zencefilli limonlu sorbe çok seviliyor örneğin… Çok yeni olarak manda sütünden üretim yaptık tek kelime ile harika oldu! Bir de şekerotu diye bilinen Stevialı doğal tatlandırıcı kullanarak light dondurma yapıyoruz, bunun bir özelliği de kan şekerini yükseltmemesi. % 50 daha az yağlı % 30 daha az kalorili, Steviayı aldığımız firma bizimle beraber dondurma sektörüne giriş yaptı. 

    Türkiye’de dondurma hâlâ bir yaz yiyeceği, hatta bir tatlı olarak bile görülmüyor, dolayısı ile çok geleneksel bir yapısı var müşterinin ve birçok üreticini elbette. Hâlâ “çikolata-kaymak” en çok satan çeşitler,  ancak yeni bir-iki gurme dondurmacı yavaş yavaş kendilerine yer bulmaya başladı ve toplumun bir kesimi farklı tatlarla buluşmaya ve alışmaya başladı. Umarım ki, dondurma yavaş yavaş yazları yenen soğuk-tatlı bir yiyecek olmaktan çıkıp bol çeşitli bir gurme lezzeti olacaktır.

    PAŞŞA adını verdiğimiz bir ürünümüz var, belli zamanlarda servis ediyoruz, Dondurmalı bir sandwich diyebiliriz üzerine sıcak çikolata dökerek servis ediyoruz, ayrıca Göktürk’teki de yerimizde özellikle çocuklar için yine dondurmalı olarak yeni bir ürünümüz olacak… Sürpriz! Bunun yanında elbette kahve, su vs. var. 

    Ayrıca, İstanbul’un ciddi anlamda prestijli birçok restoranında bizim dondurmalarımız servis ediliyor. Özellikle genç şeflerle aramız çok iyi zira onlar da bizim gibi deli fikirlere açık beraber denemeler yapıyoruz, çok da keyifli oluyor. Çalıştığımız restoranlardan bazıları; The House Cafe şubeleri, Vouge, Gina, Changa, Da Mario, Raika, Lucca, Cantinary, Nişantaşı Kantin, Lokanta Maya, Lebi Derya, Gram, Ferah Feza, Sun Set, X restoran, La Briese, Şans Restoran vs. ayrıca 3 organik markette yer almaktayız. 

    Artizanal dondurma dediğimiz segmentin gelişimi, kışın dondurmanın daha çok tüketilmesi için alan genişlemesi yaratan, alışkanlıkların değişmesini sağlayan girişimler… Ne kadar çok olursa o kadar iyi kanımca, ayrıca rekabet her zaman daha kaliteliyi, daha iyiyi yapmak için çok faydalı. Hem pazarı, hem de yeteneklerimizi zorlayacağız hep beraber. Şunu belirtmeliyim ki bu segmentte, yani yeni jenerasyon dondurmacılar içinde Türkçe isimli tek biz varız, bu da ürün farkımızdan olsa gerek.  

    Bizim için yeni tatlar bulmak, yeni ürünler yaratmak bir zevk, mutlaka yeni ürünler olacak. Gelecek yıl şubelerimizi daha güçlendirmek için çalışacağız, her zaman yeni bir mekan arayışı içindeyiz. Eğer koşulları uygun bulacağımız yer/yerler bulursak yeni cafeler açarız elbette, galiba bir AVM içinde olmanın zamanı da geliyor sanırım. 

    Şu anda toptan/perakende satışlarımız 3/1 oranında bu oranı en az yarı yarıya yapmak, en öncelikli hedefimiz tabii bu, marka bilinilirliğini öne çıkartmamız gerektiği anlamına da geliyor.



    YORUMLAR

    Murathan Dedi ki;
    Çok etkilendim. istanbula geldiğimde denemek istiyorum.



    Aşağıdaki işlem sonucunu yandaki kutucuğa "Sonuç" yazan kısma yazınız.